Erdal Kesici
Köşe Yazarı
Erdal Kesici
 

Başkasının Emanetini "Mucize" Diye Pazarlamak: İtibarın İflası

Toplumsal hayatta ve siyasette "itibar" yönetimi, bazen bir illüzyon sanatı zannediliyor. Bazıları, etrafa saldırarak, sesini yükselterek veya başkalarını karalayarak sarsılan koltuklarını sabitleyebileceklerine inanıyorlar. Oysa itibar, başkasını küçülterek değil, kendi duruşunu büyüterek kazanılır. Son dönemde sıkça rastladığımız bir profil va. Elinde kalan son itibar kırıntılarını korumak için sağa sola saldıran, hırçınlaşan ve daha da fenası; hafızalara güvenip başkalarının emeğini "ilk kez kendi yapmış gibi" anlatanlar. Geçmişin Mirası, Bugünün Maskesi Olmaz Bir işin altına imza atmakla, o imzanın üzerine konmak arasında uçurum vardır. Yıllar önce başkaları tarafından taşları döşenmiş, projesi bitirilmiş, hatta halkın kullanımına sunulmuş işleri, sanki tozlu raflardan ilk kez kendisi indirmiş gibi sunmak, en başta o işe emek verenlere karşı büyük bir nezaketsizliktir. Bu durum, sadece bir "hafıza tazeleme" sorunu değil, aynı zamanda ciddi bir etik problemidir. Emeğin sahibi belliyken, tarihin tozlu sayfalarında asıl kahramanlar yazılıyken, bugün çıkıp "Ben yaptım" demek, aslında kişinin kendi vizyonunun bittiğini ve geçmişin gölgelerine sığındığını gösterir. Saldırganlık, Acziyetin Dışavurumudur Peki ya o bitmek bilmeyen "sağa sola saldırma" hali? İnsan neden hırçınlaşır? Genellikle argümanı kalmayan, söyleyecek yeni bir sözü olmayan ve en önemlisi; toplum nezdindeki kredisinin tükendiğini fark eden kişi hırçınlaşır. Saldırganlık, sanıldığı gibi bir güç gösterisi değil, aksine bir savunma mekanizmasıdır. Kaybedilen mevziyi gürültüyle kapatma çabasıdır. Netice Olarak; Kusura bakmayın ama sormak gerekir: "Siz ne alaka?" Eğer bir başarı hikayesi yazılacaksa, bu başkasının bitirdiği cümlelerle değil, kendi kurduğunuz yeni cümlelerle olur. Halkın terazisi hassastır; kimin gerçekten taş üstüne taş koyduğunu, kimin ise o taşın üzerine oturup poz verdiğini çok iyi ayırt eder. İtibar, başkasının gölgesinde serinleyerek değil, güneşin altında ter dökerek geri kazanılır. Geçmişin mirasını kendi geleceğiniz için harcamak, sadece günü kurtarır; ama tarih sizi "başkalarının başarılarıyla avunanlar" kategorisine not eder.
Ekleme Tarihi: 15 Mayıs 2026 -Cuma

Başkasının Emanetini "Mucize" Diye Pazarlamak: İtibarın İflası

Toplumsal hayatta ve siyasette "itibar" yönetimi, bazen bir illüzyon sanatı zannediliyor. Bazıları, etrafa saldırarak, sesini yükselterek veya başkalarını karalayarak sarsılan koltuklarını sabitleyebileceklerine inanıyorlar. Oysa itibar, başkasını küçülterek değil, kendi duruşunu büyüterek kazanılır. Son dönemde sıkça rastladığımız bir profil va. Elinde kalan son itibar kırıntılarını korumak için sağa sola saldıran, hırçınlaşan ve daha da fenası; hafızalara güvenip başkalarının emeğini "ilk kez kendi yapmış gibi" anlatanlar. Geçmişin Mirası, Bugünün Maskesi Olmaz Bir işin altına imza atmakla, o imzanın üzerine konmak arasında uçurum vardır. Yıllar önce başkaları tarafından taşları döşenmiş, projesi bitirilmiş, hatta halkın kullanımına sunulmuş işleri, sanki tozlu raflardan ilk kez kendisi indirmiş gibi sunmak, en başta o işe emek verenlere karşı büyük bir nezaketsizliktir. Bu durum, sadece bir "hafıza tazeleme" sorunu değil, aynı zamanda ciddi bir etik problemidir. Emeğin sahibi belliyken, tarihin tozlu sayfalarında asıl kahramanlar yazılıyken, bugün çıkıp "Ben yaptım" demek, aslında kişinin kendi vizyonunun bittiğini ve geçmişin gölgelerine sığındığını gösterir. Saldırganlık, Acziyetin Dışavurumudur Peki ya o bitmek bilmeyen "sağa sola saldırma" hali? İnsan neden hırçınlaşır? Genellikle argümanı kalmayan, söyleyecek yeni bir sözü olmayan ve en önemlisi; toplum nezdindeki kredisinin tükendiğini fark eden kişi hırçınlaşır. Saldırganlık, sanıldığı gibi bir güç gösterisi değil, aksine bir savunma mekanizmasıdır. Kaybedilen mevziyi gürültüyle kapatma çabasıdır. Netice Olarak; Kusura bakmayın ama sormak gerekir: "Siz ne alaka?" Eğer bir başarı hikayesi yazılacaksa, bu başkasının bitirdiği cümlelerle değil, kendi kurduğunuz yeni cümlelerle olur. Halkın terazisi hassastır; kimin gerçekten taş üstüne taş koyduğunu, kimin ise o taşın üzerine oturup poz verdiğini çok iyi ayırt eder. İtibar, başkasının gölgesinde serinleyerek değil, güneşin altında ter dökerek geri kazanılır. Geçmişin mirasını kendi geleceğiniz için harcamak, sadece günü kurtarır; ama tarih sizi "başkalarının başarılarıyla avunanlar" kategorisine not eder.
Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve medya50.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.